Vakanüvis yazdı: Batı’nın ödenmemiş Afrika faturası

Afrika kıtasında, başta Fransa olmak üzere Batılı birçok ülkeye yönelik tepki giderek büyüyor.

Birkaç on yıl değil, tek bir yüz yıl değil, asırlarca Batı tarafından sömürülen bahtsız coğrafyada zaman şimdi isyan zamanı.

Zaman şimdi eski ödenmemiş faturaları ödeme zamanı…

Nijer ve Senegal’de isyan somutlaşırken, diğer ülkelerde de toplumsal hoşnutsuzluk fiili tutum alışa dönecek gibi görünüyor.

Bütün bunlar boşuna olmuyor elbette, bir mazisi var.

Afrika halklarına zulmet, kaynaklarına el koy

Batılı ülkelerin Afrika üzerindeki etkisi kanlı bir sürecin sonucuydu ve tamamen bölgenin kaynaklarının elde edilmesi amacına dayanıyordu.

Afrika Kıtasında asırlar boyunca Batı’nın etkisine direnen yerli halklarla şiddetli çatışmalar ve savaşlar yaşandı.

Direnen yerli halklar şiddetle, kanla etkisiz hale getirildi.

Batı’nın başlangıçta karada ve yer üstünde kaynak elde etme hevesi, ilerleyen zamanlarda değerli metallerin ve stratejik madenlerin belirlenmesiyle başka bir boyuta evrilmişti.

Batılı ülkelerin sömürgeciliği baş edilmesi güç bir kibrin de eşliğinde var oluyordu. Hastalıklı ırkçı Batılı bakış açısına göre, başta Afrika olmak üzere Orta Doğu ve Doğu coğrafyaları “medeni yapılması gereken milletler”le doluydu.

Bölgeler isimlendirilirken sahiplenme hadsizliği de bu bakış açısının bir yansımasıydı.

Batılı, başka ülkeleri geliştirmek için yedeğine, himayesine almış gibi davranıyordu. Sömürge bölgeleri “Fransız Hindistanı, İtalya Libyası, Belçika Kongosu” diye adlandırılıyordu.

Fransa “sömürge stajını” Kanada’da yaptı

Fransa’nın sömürgeciliği ilk olarak 1605’te, şimdiki adıyla Kanada’da başlamıştı. Sonrasında Fransız Hindistanı oluşacak ve burada dört koloni kurulacaktı.

Afrika’daki ilk Fransız kolonizasyonu ise günümüz Senegal’inde, Madagaskar’da ve Mascarene Adaları boyunca görüldü.

Kısmen Fransız Doğu Hindistan Şirketi tarafından yönetilen ilk Fransız sömürge projeleri, plantasyon (üretim çiftlikleri) ekonomilerine ve köle emeğine öncelik verdi.

Bu ekonomiler tarıma ve zorunlu Afrika emeğine dayanıyordu. Kötü hayat şartları, kıtlıklar ve hastalık, köleleştirilmiş çalışma ortamını ölümcül hale getirdi.

1791’de Fransa’nın en zengin ve en önemli kolonisi olan Saint Domingue (Karayipler’deki Hispaniola adasının üçte biri) büyük bir köle isyanıyla (Haiti isyanı) parçalandı, Fransızlara önemli bedeller ödetildi.

Fransızların 1798-1801’de Osmanlı İmparatorluğu ile savaşarak Mısır’da bir koloni kurma girişimi ise başarılı olmadı.

Fransızlar en az 15 bin ölü vermişti. Fransa ondokuzuncu yüzyılda ise sömürgecilikte tam bir patlama sergileyecekti.

Cezayir, Gabon, Moritanya, Senegal, Gine, Fildişi Sahili, Kongo, Mali, Madagaskar, Benin, Burkina Faso, Togo, Çad ve Nijer peş peşe Fransa’nın işgali altına girmişti.

Afrika’yı sömürmeye doyamadılar

Batılı ülkelerin sömürgeci politikalarında, hedef ülkelerin maddi zenginliklerine el koymak en temel motivasyondu.

Bu ülkeler, kıtayı kendi iç dinamiklerini ya da toplumsal yapısını hiçe sayacak şekilde paylaşma kararı almış ve ekonomik sömürüye öncelik vererek kendi sistemlerini kurmaya yönelmişlerdi.

Etnik grupları yeni kurulan devletler arasında bölen bu yapay sınırlar, birçok etnik mücadeleyi ve çatışmayı da beslemişti.

Sonuçta Fransa, İngiltere, İtalya, Almanya, Portekiz, Belçika ve İspanya çeşitli uygulamalarla tüm Afrika kıtasını kontrolleri altına almıştı.

Özellikle Birinci Dünya Savaşı sonrası dönemde, günlük hayatın her alanında kullanılan ve önemsenen petrol, doğal gaz, elmas, uranyum, bakır, kobalt ve altın gibi madenlerin bulunduğu kıta tam anlamıyla sömürgecilerin talanına maruz kalmıştı.

Botsvana, Rusya ve Kanada’dan sonra dünyanın en büyük elmas üreticilerinden biriydi. Gana ve Güney Afrika ise altın rezervleriyle öne çıkmaktaydı.

En büyük petrol rezervine sahip Afrika ülkeleri Nijerya ve Angola. Doğal gaz, özellikle Libya ve Mozambik’in önemli bir yer altı kaynağı.

Nijer ise Namibya ile birlikte uranyumda dünyanın önde gelen tedarikçilerinden. Dünyadaki uranyum arzının yüzde 5’ini karşılayan Nijer’de 311 bin 110 metrik tonluk uranyum rezervi bulunuyor.

Fransa, 1970’ten bu yana Nijer’den uranyum tedarik ediyor. Ülkesindeki 18 nükleer santralde 56 reaktörü çalıştırmak için yıllık ortalama 7 bin 800 metrik ton doğal uranyuma ihtiyaç duyan Fransa, eski sömürgesi Nijer’den yaklaşık 50 yıldır uranyum temin ediyor.

Pek çok AB ülkesi de Nijer’den uranyum ithal ediyor. Nijer’de yeni yönetim, uranyum ihracatını durduracağını açıklayınca Fransa ve Batılı ülkeler tepki gösterdiler.

Dayakla, silahla, kanla “uygarlaştırıyorlardı”

Afrika’daki durumun soygunu tarafı böyle. Asırlarca yerlilere “vahşi yerliler” gibi saldıran Batılılar, bu kanlı soygunun üzerine bir de utanmadan “medenilik” taslıyorlardı.

“Irksal Darwinistler” bu soygun itkisine ilaveten, yerli halkı “medenileştirme” misyonunu da kendilerinde görüyorlardı.

Avrupa, cahil insanlara medeniyet getirmekle görevliydi! Uygarlaştırma misyonu (mission civilisatrice), ırkçılık ve beyaz üstünlüğü hastalıklı kibriyle kıtada yayılıyordu. Fransız diplomat Arthur de Gobineau, “Beyaz olmayan insanlar biyolojik olarak beyazlardan daha aşağıdır” diyordu.

Fransız utanmazlığı, “Frankofon aydın” hainliği

Fransa, zaman içerisinde 14 ülkede yönetimi yerlilere – kağıt üstünde – devrederken, utanmazlığı gene elden bırakmıyordu.

Afrika ülkeleriyle yaptığı kolonizasyon anlaşmalarıyla Fransız Frangı ile Afrika Frangı’nı para birimi olarak kullanma, ulusal para rezervlerinin yüzde 65’ini Fransa Merkez Bankası’nda tutma, sömürge döneminde Fransa’nın inşa ettiği altyapıların bedelini ödetme, “Sömürge Vergisi” verme, madenleri öncelikle satın alma, yetişmiş öğretmenleri Fransa’ya gönderme, askeri tesislere yerel yönetimden izin almadan asker yollayabilme, küresel bir savaşta Fransa ile ittifak, Fransızcayı resmi dil ilan etme, Fransızca Konuşan Ülkeler Topluluğu’na üye olma gibi şartlar getirmişti.

Afrika’daki sömürgelerde bunlar yaşanırken ülkelerdeki bir avuç yerlide de kültürel ve dini tereddi görülüyordu.

Ülkedeki yabancı okullara giden, Fransızcayı Fransızlar gibi konuşmakla övünen, onlar gibi giyinip, onlar gibi davranmaya özen gösteren kimi yerliler, efendileri tarafından ödüllendiriliyor; siyaset, bürokrasi, iş dünyası, sanat âlemi ve medyada önemli konumlara getiriliyordu.

Bu güruh, kendi halkının dinini, kültürünü, tarihini, dilini silip, yerine Fransız’ınkini koymak için sömürgecilerle işbirliği yapıyordu.

Fransa’nın insanlık dışı politikaları

Fransa sömürgecilik idareleri, tarihe insanlık dışı muameleler konusunda akla hayale gelmedik örnekler bırakmaktaydı.

Mesela Fas’ta, diğer sömürgelerde olduğu gibi yerli halka karşı çok katı bir ayrımcılık söz konusuydu.

Ekonomik sistem ise Fas’ın yerel dinamiklerini baltalamak, tabiî kaynaklarını çalmak ve Fransa’dan pahalı ithalatı artırmak üzere kurgulanmıştı.

Fransız sömürge hükümetinin ayrımcılığı her alandaydı. Mesela, Fransız yerleşimcileri barındırmak için oluşturulan yeni mahallelerde 36,5 kilometrelik kanalizasyon inşa edilirken, yerli Faslı toplulukların eski yerleşim mahallelerine sadece 4,3 kilometrelik kanalizasyon inşa edilmişti.

Yine, Fas’taki bir arazi, Faslı için bir Fransız yerleşimcinin alacağı fiyattan yüzde 24 daha pahalıydı.

Fas, yüksek maliyetlere rağmen tüm mallarını Fransa’dan ithal etmek zorundaydı. Bir başka sömürge, Cezayir’de ise kötü yönetim kolera salgını, çekirge bulutları, kuraklık ve kıtlığa yol açtığında 500 bin civarında Cezayirli hayatını kaybetmişti.

Fransa’nın 1960 ile 1966 yılları arasında Cezayir Çölü’nde 4’ü yerin üstünde 13’ü de yer altında olmak üzere en az 17 nükleer deneme yaptığı da biliniyor.

Bu denemeler bölge halklarının sağlığını nesiller boyu etkilerken, çevreye salınan radyasyonun tabiata olan tahribatı ise tam olarak kestirilemiyor.

Nijer’deki Fransız katliamları

Bugün Fransa karşıtı askeri darbeye sahne olan Nijer, uzun yıllar boyunca Fransız zulmü altında inlemişti.

Nijer’de de diğer sömürgelerdeki gibi köleleştirme çalışmalarına başlamak isteyen Fransız idaresi güçlü bir dirençle karşılaşınca yerlilere vahşice saldırmıştı.

Bir dizi çatışma, küçük çaplı savaş hep bu politikalar yüzünden çıkmış, yüzbinlerce yerli hayatını kaybetmiş, sonuçta nüfusun yüzde 30’undan fazlasını temsil eden 3 ila 3,5 milyon Nijerli bahtsız köle yapılmıştı.

Fransa ayrıca Mayıs 1945’te, Cezayir’de Fransa idaresinden ayrılma taleplerini engellemek için giriştiği saldırılarda 45 bin civarında Cezayirli Müslümanı katletmişti. Yine Kasım 1945’te Çinhindi’nde, 1947’de Madagaskar’da ayaklanma bastırma gerekçesiyle onbinlerce – bir kayda göre 89 bin – yerliyi öldürmüştü.

Bağımsızlık mücadelesi sürecinde 1,5 milyondan fazla Cezayirli şehit olurken, yüzbinlercesi de yaralandı, kayboldu veya evlerinden ayrılmaya zorlanmıştı.

Az kauçuk üretti diye el kesiyorlardı

Kıta genelinde kauçuk üretiminde sergilenenler de insanlık dışıydı. Yerlileri büyük miktarda doğal kauçuk toplamaya zorlamak için, kotaları karşılayamamanın cezası el kesmek olarak belirlenmişti.

Bazen de çıkan çatışmalarda paralı askerlerin “yeterince yerli öldürdüklerini” ispatlamaları için her öldürülen kişinin bir elini kesip idareye gösterme zorunluluğu getiriliyordu. Kimi zaman kurşun kalmadıysa asker canlı canlı palasıyla el kesiyor, bunu yanında götürüyordu.

Fransa’nın en yakın tarihli günahlarından birisi ise Ruanda’daydı. Bu ülkede 800 bin Tutsi’nin hayatına mal olan dünya tarihinin sayılı soykırımlarından biri Fransa’nın desteğiyle gerçekleşmişti.

Tarihçiler, insan hakları örgütleri ve diğer gözlemciler, 23 Haziran 1994’te başlatılan “Turkuaz Harekâtı”ndan sonra Hutuların Fransızların tedarik ettiği silahlarla bu soykırımı gerçekleştirdiğini belgeleriyle ortaya koymuştu.

KAYNAKÇA:

– Adem Kılıç, “Afrika’daki Batı Sömürü Sistemi ve Fransa Örneği”, United World International, 16 Kasım 2021

– Prof. Dr. Sabelo J Ndlovu-Gatsheni, “Ahlaki Kötülük, Ekonomik İyilik: Sömürgeciliğin Günahlarını Aklamak”, Aljazeera, 26 Şubat 2021

– Ola Karakurt, “Fransa, Afrika’daki Eski Sömürgesinden Elini Çekmiyor”, TRT Haber, 11 Mart 2020

– Ahmed Asmar, Aurora Bonny, Abbas Maymouni, Felix Tih, Godfrey Olukya, İlgili İçerikler, Anadolu Ajansı, Muhtelif Tarihler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx