Çin Dışişleri Bakanı Wang Yi, ABD Başkanı Donald Trump’ın 13-15 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirdiği ziyaretle ilgili basına yazılı açıklamalarda bulundu. Wang, Trump’ın Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile yaklaşık 9 saat süren görüşmelerde bulunduğunu belirterek, iki liderin ABD-Çin ilişkilerinin yanı sıra dünya barışı ve kalkınmasını etkileyen konular üzerinde de kapsamlı tartışmalar yaptığını ifade etti.
Wang, Çin’in egemenlik iddialarında bulunduğu Tayvan’ın yeniden birleşmesinin, Çin ulusunun ortak arzusu ve Çin Komünist Partisi’nin (ÇKP) tarihi görevi olduğunu vurguladı. Ayrıca, bu sorunun uygun bir şekilde ele alınmasının, ABD-Çin ilişkilerinin istikrarı için elzem olduğunu, aksi takdirde iki ülke arasında gerginlik ve çatışmaların yaşanabileceğini kaydetti.
Çinli Bakan, ABD’nin “tek Çin” ilkesine ve iki ülke arasındaki siyasi ilişkilerin temelini oluşturan Üç Ortak Bildiri’deki taahhütlere sadık kalmasını umut ettiklerini belirtti.
Wang, ziyarette Devlet Başkanı Xi’nin Orta Doğu’daki savaş konusundaki duruşunu aktardığını ve güç kullanımının sorunları çözmeyeceğini, diyalogun ise tek doğru yol olduğunu vurguladığını ifade etti. Müzakerelerden hemen sonuç alınamasa bile, diyalogun kapısının kapanmaması gerektiğinin altını çizdi.
Çin’in, ABD’yi İran ile nükleer meseleler dâhil olmak üzere farklılıkları müzakere yoluyla çözmeye teşvik ettiğini, Hürmüz Boğazı’nın en kısa sürede açılması için kalıcı ve kapsamlı bir ateşkes çağrısında bulunduğunu belirtti.
Wang, iki liderin görüşmelerinin ardından, Çin ve ABD arasında “yapıcı stratejik istikrar ilişkisi” oluşturma konusunda siyasi bir uzlaşmaya vardıklarını ifade etti. Tarafların, dış politika, askeri ilişkiler, ekonomi, ticaret, sağlık, tarım, turizm, halklar arası bağlar ve güvenlik gibi birçok alanda ve her seviyede temasların artırılması konusunda anlaştıklarını belirtti.
Bu yeni vizyonun, büyük güçler arasındaki ilişkilerde yeni bir paradigma ihtiyacını karşılamaya yönelik olduğunu vurgulayan Wang, Çin’in işbirliğine dayalı, rekabetin sınırları içinde sürdürüldüğü ve barış odaklı bir istikrar ilişkisini anladığını ifade etti.